14 Ekim 2013 Pazartesi

Telefondaki Ses


Yeni çalışmam

Rüyalarında bir melek olsun 
Seni koruyan 
Seninle eğlenebilen 
Seni güldüren
Benim gibi karamsar olmasın
Ve seni bırakmasın yeter

Rüzgarlar yaşam gibidir. Bir gelir, dağıtır her şeyi ve gider. Ama rüzgarların sonrasında doğa ya yağmur verir, ya da güneşi. Onun için sevelim onu, bırakmayalım.

Rüzgar uğulduyor
Dışarıda bir şey var.
Çık bak diyor kalbim, belki hayal gücün genişler.
Çıkıyorum.
Ateş böcekleri var dışarıda.
Gökyüzüne bakmaya davet ediyorlar.
Bakmıyorum, çünkü bakarsam kaybolurum.
Yıldızlar var orada, bakmasam daha iyi diyorum ve kaçıyorum.
Ama sonra durup beklemek geliyor.
İçimden, o sırada cebimdeki telefon çalıyor .
Ama bir kişi sesleniyor telefonda,
-Çıksana salak, bak işte diyor.
Bakıyorum.
Gerçekten telefondaki ses doğru söylüyormuş.
Ateş böcekleri benim çıkışıma sevinçle yükseliyorlar gökyüzüne, yıldızlar daha bir parlıyor o anda ve ben seyrediyorum onları. Gülüyorlar bana, ışık saçıyorlar iyi ki geldin diye.
-İyi olur, gülsünler sana. Sen misin dışarı çıkmayan, ya da zifiri karanlığı seven Ilgaz bey diyor

-Halkalar sarmış dört bir yanımı. Çıkamıyorum içinden.
Işık görüyorum uzakta ama biri bir şey. Olsa yanımda,
Çıkarım belki onun yardımıyla.
Evet ama ne bir kişi var yanımda ne de bir duygu.
sadece telefon,
lanet neden elimdesin diyorum ama,
bir ses;
-hey ben buradayım.
lanetli miyim ben ya tuhafsın diyor.
-ona çevremde neler olduğunu söylüyorum o da bana;
-taktikler veriyor en sonunda halkadan çıkıp;
ulaşıyorum ışığa hiç sevmem ama
diyor içim yine de kurtulduğuma seviniyorum...


Kara İnci 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder