9 Nisan 2014 Çarşamba

UZAKLARA GİTME #2 The Red Barn



  • 68. Kısım 


Taktiklerim; ondan yani acı çekmeyi, ben mi istiyorum.’’Acı çekmeyi kim ister ki! Dündar sokak mı, demiştim ben? Ben düz yolda bile yürüyemiyorum. Kaldı ki; sokak, gül gülelim. Acıyor ama dün yaptığım işleme devam mı etsem? ‘’Sen dün ne yaptın’’diyen bir sürü ses var kafamda. ‘’Evet, sana söylediğim, taktiklerimi uyguladım desem.’’ Çoğul ekimi o hayır! Neden? Tekil canım, aşkım, bir tanem! İz çıkardım.Ne güzel değil mi? ‘’Kalıcı olursa, sen yandın sevgilim, desen ya.’’Bana, bir kere sevgilim de, ne olur? Kaymak, düşmek, unutmak, kazanmak unutulmak zor! Ancak sevmek. Sevilmek! Mutlu olmak. Güneş ışığında saklıysa, gecenin karanlığında saklı onlarda Yıldızlar geceyi aydınlatır. Bazen de kayıp, yok olur. Yorma beni yarımım. Zaten, yıldızlar gibi kayıp, giderim. Anlatmak istediklerim bu kadar değil! Aslında, yokluğunla alakalı her şey, davranışlarım dur durak bilmiyor. Delirmiş gibi, her gün, her an bana hatırlatıyor. Bak, keşke bunu yapmasaydın diyor. Olmasaydın ne olurdu? 



  • Söylemi; hak hukuk argümanı olarak görüyordu... Ki; Bazı kelimelerin temelini, geçmişten gününe getirdiğini...  Ya da geleceği için; daha iyi bir ortamda, daha dinlenmiş bedenle araştırarak! Her bir kavramı; yerine koyarak, tekrar tekrar zamanın getirileriyle açıklayıcı bir şekilde kullanacaktı... Durmuyordu zaman, akıp gidiyordu... Gözlerini kapatıp; sakinleşmeyi anıları hatırlayıp gülmeyi yeni yeni öğrenecekti, ama? 
Kara İnci Gül Savaş 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder